1) Anlatacağınız şeyin özü, asıl anlatmak istediğiniz şey ne? Bunu en başta iyi belirlemeniz gerekiyor. Sunumda anlatacağınız her şey ana niyetinizi desteklemeli. Niyetiniz ile çelişecek şeyleri anlatırsanız hem dinleyenlerin kafasını karıştırırsınız, hem de anlattıklarınıza ilişkin inandırıcılığınızı kaybedersiniz.

2) Anlatılanların dinleyende yaratacağı duygular. Anlattıklarınızla dinleyenlerin duygularına bir şekilde dokunabilmelisiniz. Freud’un dediği gibi insan rasyonel değil, irrasyonel bir varlıktır, yani mantığı ile değil, duyguları ile hareket eder. Bu noktada, hikayeler, anektodlar, yaşanmışlıklar işinizi kolaylaştıracaktır. Tabii anlatacaklarınızı sunumun kurgusu içine doğru yerleştirebilmeniz de önemli, aksi durumda hikayeleriniz sunum içinde sırıtacaktır. Ancak işin sırrı samimiyetinizde, anlattıklarınıza, davanıza, dinleyicilerinize olan inancınızda.

3) Anlatılanların gelecekte dinleyenlerin işlerine nasıl yardımcı olabileceğini net olarak anlatabilmek. En güzel sunumların, sunum bittiğinde dinleyenin zihninde başlayan sunumlar olduğunu düşünürüm. Anlatılanlar, her bir dinleyenin kafasındaki düşüncelerle farklı sentezlere ulaşabiliyorsa ancak o sunum salonda gerçek bir etki yaratabilmiştir. Dinleyenler, yeri geldiğinde anlatılanların içinden bir şeyleri alıp hayatlarını kolaylaştırabileceklerdir. Bunun için de dinleyicilerin dikkatini canlı tutabilecek doğru soruları, doğru zamanda sorabilmek gerekir.

O hani, hiç bitmemesini istediğimiz, bittikten sonra arkadaşlarımıza içinden kesitler anlattığımız sunumlar, işte bu üç noktayı kendinde barındırabilen sunumlardır.

Cem Kafadar

Ağa Çırağı Sokak No 5 Daire 1 Gümüşsuyu Beyoğlu İstanbul
0 212 518 39 22 0 212 518 37 63

Kariyer Fırsatları İçin

E-Bültenimize Abone Olun

E-posta adresiniz kaydedilmiştir