Yetenekli çalışanlar neden istifa eder?

Yetenekli çalışanlar neden istifa eder?

1 Yönetici uyumsuzluğu

2 Kariyer gelişimi olmamasi

3 Düşük maaş

4 Zayıf iletişim

5 Anlamsız projeler

6 Maaş adaletsizliği

7 Verilen sözlerin tutulmaması

8 Önünün tıkalı olması

9 Firmanın yaşadığı sıkıntılar

10 Değerinin bilinmemesi

11 Ödüllendirme Olmaması

12 Kıskançlık

13 Belirsizlik

14 Dedikodular

Cem Kafadar

İşlerimizi neden iş yerlerimizde yapamıyoruz?

İşlerimizi neden iş yerlerimizde yapamıyoruz?

Jason Fried’ın iş yerinde işimizi yapmamızı engelleyen etkenler üzerine yaptığı konulu enfes TED Konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim.

Konuşmadan aldığım notları aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

Sanıldığının aksine Facebook, Twitter vb. gibi sosyal medya sitelerinin iş yerlerinde verimsizlik yarattığını düşünmüyorum. Bunlar modern zamanların sigara molaları gibi. Çalışan kendi isteği ile ihtiyaç duyduğu anda bu molaları alıyor. Oysa ki işi çalışanın istemi dışında bölen yöneticiler ve uzayan sonuçsuz toplantıların çalışan verimliliği üzerinde çok daha fazla olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum.
Çok insan tanıyorum yöneticileri ve toplantılar tarafından bölünmemek için kritik işlerini evde geceleri ya da uçak seyahatlerinde uçakta, kaldıkları otellerde yapıyorlar.

Yöneticilerin işin akışına, çalışanın motivasyonuna yönelik verdikleri zarar Facebook ve Twitter’dan çok daha fazla. Sosyal medyadan daha fazla insanları bölüyorlar.
İş yolunda gidiyor mu diye çalışanın işini bölüp, isteğini azaltıp rahatsız ederler. O çalışana işi sen verdiysen zaten yolunda gideceğini düşünüp vermişsin. Bir şeyler yolunda gitmiyorsa çalışan sana soracak, sen neden kendini sürekli kontrol etmek zorunda hissediyorsun. Nedeni basit aslında çünkü zamanında seni de aynı şekilde kontrol etmişler, büyük olasılıkla hala da ediyorlar. Sen de gördüğün bu yanlış uygulamayı hiç irdelemeden yanındaki çalışanlara uyguluyorsun.

Bir de işi bölen toplantılar var. Toplantılar maliyetleri en yüksek gider kalemlerinden biridir. Bir saatlik toplantıya 10 kişi katılsa 10 kişinin bir saatlik birim maliyeti artı işlerin kesilmesinden kaynaklanan konsantrasyon kaybı. Bir sorun da toplantıların yeni toplantıları doğurarak virüs gibi üremeye başlaması. İş dünyasındaki en önemli hız kesicilerin yöneticiler ve toplantılar olduğunu düşünüyorum.

Bir çalışana verilecek en güzel kaynak (hediye) haftada bir sessiz geçecek, kesintisiz bir 4 saat. İşverenler eğer çalışanlarının daha verimli olmalarını istiyorlarsa ne yapıp ne edip bu fırsatı vermeliler. Daha sonra görecekler ki en verimli işler, en yaratıcı çözümler bu sürede ortaya çıkıyor.

Cem Kafadar

İş hayatında herkesin aradığı bir çalışan olmak isteyenler için 12 küçük tavsiye

İş hayatında herkesin aradığı bir çalışan olmak isteyenler için 12 küçük tavsiye

Hayatı basitleştiren sığ çözüm önerileri getiren kişisel gelişim kitaplarını da şu anda yazdığım gibi listeleri de hiç bir zaman sevmemişimdir. Bugün şöyle bir düşündüm, ben de çağın modasına uyup bu tarzda bir liste yapsam ilk aklıma gelenler ne olurdu diye. Kadıköy Kozyatağı arasında 6 istasyonluk bir zaman verdim kendime ve hızla aşağıdaki listeyi oluşturdum. 😊

Çok çalışın, çok çalışın, çok çalışın ama verimlilik bazlı çalışın, boş çalışmayın.

Başkalarına değil, bilginize becerinize güvenin.

Kendinize sürekli yatırım yapın. Her şeyinizi elinizden alabilirler, sıfır noktasına hatta daha altına düşebilirsiniz ama bilginizi, becerinizi, eğitiminizi kimse sizden geri alamaz.

Saygınlığınızdan taviz vermeyin, dürüst olun, verdiğiniz sözleri tutun. Eksiğiniz para ise kredi alabilirsiniz ama kaybettiğiniz itibarınız ise böyle bir şansınız hiç bir zaman olmayacak.

Tutkunuz yoksa istediğiniz hiç bir şeye ulaşamayacaksınız, ulaştıklarınızın da kıymetini bilemeyeceksiniz.

Sistem içinde kaybolmak istemiyorsanız kendiniz olun, kendiniz kalın. Benzerlerin içinde benzersiz olun.

Kendinizi sanatla besleyin. Bir Alman düşünürün söylediği gibi, ne ile beslenirseniz o sunuz.

Kendinizi sürekli yenileyin. Eksiklerinizi gördükçe yeni versiyonlarınızı çıkarın piyasaya.

Araştırın, merak edin, sorgulayın. Size söylenen hiç bir şeyi, işinize gelse dahi düşünmeksizin kabul etmeyin. Küçük bir merakın sizi nerelere götüreceğini tahmin edemezsiniz.

İyi bir takımınız yoksa başarılı olmayı beklemeyin. Siz maç başlamadan kaybetmişinizdir.

Kaybedeceğiniz anın vazgeçtiğiniz nokta olacağını unutmayın.

Böyle başarı sırları veren klişe listelere çok fazla itibar etmeyin, hayat bu listelerde yazılanlarla çözülecek kadar basit olmadı hiç bir zaman. 😊 Buralarda yazılanları yaşadıklarınız ve düşüncelerinizle sentez ettikten sonra içselleştirmeye çalışın ancak o zaman bir şeylerin değiştiğini fark edeceksiniz.

Not: Fikirler metroda geldi, yazıyı evde derledim. 🙂

Cem Kafadar

Dünyanın en yalan planı: Kariyer Planı

Dünyanın en yalan planı: Kariyer Planı

Kariyer Planı diye bir şeye inanmıyorum. Bir plan yapmak için öncelikle eldeki verilerin belli olması olması gerekir. Bu kadar belirsizliğin hakim olduğu bir ortamda sağlıklı bir plan yapamazsınız. Ayrıca işin öznesi olan siz de zaman içinde değişiklikler göstereceksiniz. Tek bir plan vardır o da insanın kendine yatırım yaparak sürekli kendini geliştirmesi.

Plan diye yaptığınız şeyin yeni keşifler yapmanızda sizi engelleme ve hareketsiz bırakma olasılığı çok fazladır. Kendinizi hep o planınıza bağlı tutmak istersiniz, oysa yaptığınız her işte yaşadığınız her olayda bir şekilde değişim gösterirsiniz. Bir zaman sonra o planı yaptığınız zaman ki siz de değilsinizdir artık ayrıca içinde bulunduğunuz toplum da o toplum, dünya da o dünya değildir. Her şeyin değiştiği bir ortamda siz 5 yıl önceki planlarınızı gerçekleştirmeye çalışıyorsunuzdur.

Planlarınızın yerine prensiplerinizin olmasını tavsiye ederim, planlar geçici, prensipler kalıcıdır.

Cem Kafadar

Bir sunumda dinleyenlerin duymak istediği 3 ana şey

Bir sunumda dinleyenlerin duymak istediği 3 ana şey

1) Anlatacağınız şeyin özü, asıl anlatmak istediğiniz şey ne? Bunu en başta iyi belirlemeniz gerekiyor. Sunumda anlatacağınız her şey ana niyetinizi desteklemeli. Niyetiniz ile çelişecek şeyleri anlatırsanız hem dinleyenlerin kafasını karıştırırsınız, hem de anlattıklarınıza ilişkin inandırıcılığınızı kaybedersiniz.

2) Anlatılanların dinleyende yaratacağı duygular. Anlattıklarınızla dinleyenlerin duygularına bir şekilde dokunabilmelisiniz. Freud’un dediği gibi insan rasyonel değil, irrasyonel bir varlıktır, yani mantığı ile değil, duyguları ile hareket eder. Bu noktada, hikayeler, anektodlar, yaşanmışlıklar işinizi kolaylaştıracaktır. Tabii anlatacaklarınızı sunumun kurgusu içine doğru yerleştirebilmeniz de önemli, aksi durumda hikayeleriniz sunum içinde sırıtacaktır. Ancak işin sırrı samimiyetinizde, anlattıklarınıza, davanıza, dinleyicilerinize olan inancınızda.

3) Anlatılanların gelecekte dinleyenlerin işlerine nasıl yardımcı olabileceğini net olarak anlatabilmek. En güzel sunumların, sunum bittiğinde dinleyenin zihninde başlayan sunumlar olduğunu düşünürüm. Anlatılanlar, her bir dinleyenin kafasındaki düşüncelerle farklı sentezlere ulaşabiliyorsa ancak o sunum salonda gerçek bir etki yaratabilmiştir. Dinleyenler, yeri geldiğinde anlatılanların içinden bir şeyleri alıp hayatlarını kolaylaştırabileceklerdir. Bunun için de dinleyicilerin dikkatini canlı tutabilecek doğru soruları, doğru zamanda sorabilmek gerekir.

O hani, hiç bitmemesini istediğimiz, bittikten sonra arkadaşlarımıza içinden kesitler anlattığımız sunumlar, işte bu üç noktayı kendinde barındırabilen sunumlardır.

Cem Kafadar

Kariyer Fırsatları İçin

E-Bültenimize Abone Olun

E-posta adresiniz kaydedilmiştir