Zygmunt Bauman’dan mutluluk üzerine

Zygmunt Bauman’dan mutluluk üzerine

Bu yıl Ocak ayında kaybettiğimiz 20.yüzyılın en önemli sosyologlarından bir olan Zygmunt Bauman’ın mutluluk üzerine düşüncelerini anlattığı kısa videosu aşağıdaki sözlerle başlıyor.

“Büyük Alman şair Wolfgang Goethe aklıma geliyor. Duygusal şair. Ona sormuşlar mutlu bir hayat yaşadı mı diye. Cevabı “evet!” olmuş. “Çok çok mutlu bir hayat yaşadım.” “Ama” diye eklemiş hemen ardından, “tek bir mutlu hafta hatırlamıyorum” ve bu güncel felsefeye karşı bir yanıt. Bizler için bir uyarı. Çünkü bugün tanıtımla, reklamla, sürekli yeni, cazip, çekici modalarla mutluluğu hep daha iyi, daha iyi ve kesintisiz bir dizi memnuniyetler bütünü olarak düşünmeye itiliyoruz. Yaklaşık 3 dakikalık videoyu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Zygmunt Bauman, verdiği bir röportajda sosyal medya olgusunu çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak olarak değerlendiriyor. Hazır söz Bauman’dan açılmışken bu değerlendirmesini de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Soru: insanların sosyal medya aracılığıyla yaptıkları, “klavye aktivizmi” denen protestolara karşı hep şüphecisiniz ve internetin bizi ucuz eğlenceyle aptallaştırdığını söylüyorsunuz. sosyal ağların insanların yeni afyonu olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bauman’ın Yanıtı: Kimlik doğduğun bir şey olmaktan çıktı ve bir göreve dönüştü: kendi cemaatini kendin oluşturmak zorundasın. ama cemaatler yaratılmaz, bir zümreye ya aitsindir ya da değilsindir. sosyal ağların yaratabileceği şey bir alternatif (ikame). cemaat ile ağ arasındaki fark şu: sen bir cemaate aitsindir, ama ağ sana aittir. dizginler elindeymiş gibi hissedersin. dilersen arkadaş eklersin, dilersen silersin. ilişkin olan önemli insanların kontrolü senin elindedir. sonuç olarak insanlar kendilerini biraz daha iyi hisseder, çünkü bireyci çağımızın büyük korkusu yalnızlık, terk edilmişliktir. ancak internette arkadaş ekleyip çıkarmak o kadar kolaydır ki, insanlar sokağa çıktıklarında, işe gittiklerinde, mantıklı bir etkileşime girmeleri gereken çok sayıda insanı bir arada bulacakları herhangi bir yerde gerekli gerçek sosyal becerileri edinmeyi başaramazlar. harika bir insan olan papa francis, seçildikten sonra ilk röportajını italyan gazeteci ve ateistliği kendinden menkul eugenio scalfari’ye verdi. bu bir işaretti: esas diyalog sizinle aynı şeylere inanan insanlarla konuşmak değildir. sosyal medya bize diyalog kurmayı öğretmiyor, çünkü anlaşmazlıktan kaçınmak çok kolay. ancak insanların çoğu sosyal medyayı bir araya gelmek veya ufuklarını genişletmek için değil, tam tersine, kendilerine kendi seslerinin yankıları olan sesleri duyacakları, kendi yüzlerinin yansıması olan yüzleri görecekleri bir konfor alanı yaratmak için kullanıyor. sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak.

Videoyu buradan izleyebilirsiniz.

Cem Kafadar

 

 

Daha iyi bir hayat yaşamak istiyorsanız kullandığınız olumlu kelimelerin sayısını arttırın

Daha iyi bir hayat yaşamak istiyorsanız kullandığınız olumlu kelimelerin sayısını arttırın

Thomas Jefferson Üniversitesi’nden nörobilimci Dr Andrew Newberg ve bir iletişim uzmanı olan Mark Robert Waldman “Kelimeler Beyninizi Değiştirebilir” isimli kitaplarında şöyle diyorlar: “Tek bir kelime bile fiziksel ve duygusal stresi düzenleyen genlerin üzerinde etkilidir.” Kitaptan başka bir alıntı: “Öfkeli sözcükler beyine, alarm mesajları gönderirler, frontal loblardaki mantık ve mantıksal düşünme bölgelerini kısmen kapatırlar.” Bu durumda görülüyor ki, pozitif kelimeler, negatiflerin yerini aldıkça beyin daha hızlı çalışmaya başlıyor.

Pozitif Psikoloji üzerine yapılan bir araştırma, pozitif kelimeler kullanmanın etkilerini gösteren detaylar sunuyor. 35-54 yaş arası bir grup yetişkinden, o gün içinde yolunda giden 3 şeyi nedenleriyle birlikte yazmaları istendi. Sonraki 3 ay boyunca mutluluklarının artmaya, depresyon duygularının da azalmaya devam ettiği gözlendi.

Kelimeleri değiştirerek hayatımızı değiştirebilmek elimizde. Aynı sözcükleri kullanarak kendini tekrar eden kısır hayatları yeni kelimeleri dilimize kazandırarak aşabiliriz. Hep demez miyiz, hayatımı değiştirmek istiyorum diye, o zaman ilk kelimelerden başlamalıyız, beyin arkasını getirecektir nasılsa.

Cem Kafadar

Neden mutlu olamıyoruz? Yanlış kurulan denklemler neden doğru sonuç vermiyor?

Neden mutlu olamıyoruz? Yanlış kurulan denklemler neden doğru sonuç vermiyor?

Bu sorunun yanıtını insanoğlu asırlardır arıyor ama hiçbir dönem, savaş dönemleri de dahil yanıttan bu kadar uzak kalmış olabileceğini düşünmüyorum. Yanlış kurduğumuz denklemler üzerinden doğru sonuçları aradığımız bir çağdayız. Sadece mutluluk için değil aradığımız birçok şeyi yanlış kurguladığımız denklemlerle bulmaya çalışıyoruz ve tabi bulamıyoruz.
Epikuros’un savında olduğu gibi dostlarımız ve özgürlüğümüz yoksa yaşadığımız hayat üzerine kafa yoracak kadar vakit ayıramıyorsak paramız olsa da mutlu olamayız. Bunlara sahip olduktan sonra paramız olmasa da mutlu olabiliriz.
Sistem bize küçük yaşlardan itibaren sürekli olarak az bir gelirle mutlu olamayacağımız düşüncesini empoze ediyor. Mutluluk için geliri öne çıkarıp asıl olması gereken maddi olmayan dostlar ve özgürlük gibi psikolojik ögeleri geriye atıyoruz, böyle olunca da mutluluk için uğraşırken sürekli olarak mutsuzluğumuzu katlayıp büyütüyoruz.

Eğer hiç dostumuz yoksa lüks bir yaşam, çok kazanç bizi mutlu etmeyecektir. Öncelikle dostlar, özgürlük, yatağa yattığındaki düşünce rahatlığı gibi maddi olmayan psikolojik ögelere sahip olmadıkça gerçek anlamda bir mutluluğu yaşayabilmemiz mümkün değil.

Pahalı, lüks şeyler alıp onları tüketerek kaynağını çözemediğimiz, çözmek için üzerinde kafa dahi yoramadığımız sorunlarımıza çözüm bulmaya çalışıyoruz. Psikolojik gereksinimlerimizi doğru çözümleyemediğimiz için sürekli olarak maddi şeylere yöneliyoruz. Yöneldiğimiz bu maddi nesneler psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılayamadıkları gibi bizim gerçek ihtiyaçlarımızı bulmamıza da yardımcı olmuyorlar. Sonuçta kurtulamadığımız bir kısır döngü içinde kendimizi de hayatımızı da tüketiyoruz.

Sürekli olarak gerçek gereksinimimizle değil, tüketmemiz istenen maddi nesnelerin görüntüleri ile bombardımana tutulan bir dünyadayız. Bir zaman sonra ihtiyaçlarımızın gerçekten son model bir araba, lüks bir villa, yeni çıkan bir cep telefonu olduğu yanılgısına düşmeye başlıyoruz. Bunlar bir rastlantı değil, dünyanın sanayi toplumuna geçişi ile birlikte ticaretin ve ticari çevrelerin güçlenmesinin doğal bir sonucu aslında. İnsanlar kendi içlerine dönüp gerçek ihtiyaçlarının neler olduğunu kavrayıncaya kadar da bu sağlıksız işleyişin böyle gideceği görünüyor. Bize her gün defalarca gösterilen bu yüzeysel maddi nesnelerin iç derinliklerimizdeki gerçek arzularımızın, ihtiyaçlarımızın yerine geçmediğini anlamaya başladığımızda her şeyin yavaş yavaş düzeleceğini düşünüyorum.

İnsanoğlu denklemlerini hatalı kurgulasa da yanlışlarını tükete tükete elbet sonunda doğruya ulaşacaktır…

Cem Kafadar

İş yerinde kendinizi daha mutlu hissetmeniz için yapabileceğiniz 15 basit şey

İş yerinde kendinizi daha mutlu hissetmeniz için yapabileceğiniz 15 basit şey

Uyanık olduğumuz vakitlerin büyük kısmını işte geçiriyoruz. Dolayısıyla iş, hayatımızın büyük bir kısmını oluşturuyor. İş hayatınızdan veya çalıştığınız şirketten çok memnun olmasanız da bu süreyi kendinizi daha iyi hissederek geçirmenizin yaşamınıza olan katkısı inkar edilemez. Günlük çalışma rutininizi doğru yönetirseniz kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. İşte bunun için yapabileceğiniz 15 basit şey;

İşe gitmeden en az 1 saat önce uyanın
Sabahları uyku çok tatlı biliyoruz ancak son dakikaya kadar uyuduğunuz takdirde yaşadığınız panik ve koşturmaca güne stresli başlamanıza neden oluyor. Sabahları günün koşturmacası başlamadan kendinize biraz vakit ayırın. İyi bir kahvaltı, kısa bir yürüyüş güne daha enerjik başlamanıza neden olacaktır. İşyerine girmeden önce kendiniz için iyi bir şeyler yaptığınızı bilmek de bonusu.

Giyiminize özen gösterin
Başarılı olmak için kendinize güvenmeniz gerekir. Kendinize güveni belirleyen şeylerden biri de içinde kendinizi iyi hissettiğiniz giysilerdir. Sabah duş almak, kendinizi iyi hissedeceğiniz kıyafetler seçmek sadece hoş görünmenizi sağlamaz, aynı zamanda daha enerjik hissetmenize neden olur.

Mesai saatinizden 10 dakika önce iş yerinde olun
Tüm işlere aceleyle başlamak güne kötü başlamanıza neden olur. Mesai saatinizden daha erken ofise giderek gününüzü planlayabilirsiniz.

İş arkadaşlarınızla selamlaşın
İnsanlara merhaba demek için bile vaktinizin veya tahammülünüzün olmadığı fikri kulağa korkunç geliyor değil mi? Çok samimi hissetmeseniz bile iş arkadaşlarınızla selamlaşmak onlarla bağ kurmanızı sağlayacaktır. Üstelik unutmayın birini gülümsetmek sizin de gülümsemenize neden olur.

Çalışma alanınızı düzenleyin
Dağınık bir masada çalışmak, aradığınızı kolaylıkla bulamamak çok can sıkıcıdır. Masanızı düzenli tutarak hem daha verimli bir çalışma alanı yaratabilir hem de bu tip küçük şeylerle zaman kaybetmeyebilirsiniz. Kişisel eşyalarınızı da eklediğiniz hoş bir çalışma ortamı daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

Yapılacaklar listenizdeki basit kalemlerden başlayın
Herhangi bir araştırma yapmadan cevaplayabileceğiniz e-postalar, aramalar gibi hızlıca yapabileceğiniz iş kalemlerine öncelik verin. Yükünüzü hafiflettiğinizi bilerek bir başlangıç yapmak olumlu hissetmenize neden olur. Tamamlanan her iş bir mutluluk duygusu yaratacaktır.

Çevrenizdeki herkese saygılı olun
Müşterileriniz, çalışma arkadaşlarınız, size bağlı çalışan elemanlar… Çevrenizde birlikte çalıştığınız herkese saygılı olun, elinizden geldiğince yardımcı olun. Herkes kendini faydalı hissetmek ister, bunun size de ne kadar iyi geldiğine inanamayacaksınız. Birlikte çalıştığınız insanlarla olumlu ilişkiler kurmanız hem sizi mutlu eder, hem de onların da size daha farklı yaklaşmasına neden olur.

Mümkün olduğunca fiziksel aktivitelerde bulunun
Masa başı bir işte çalışsanız bile her fırsatta hareket etmeye çalışın. Eğer mümkünse işe yürüyerek gidip gelmek, öğle yemeklerini dışarda yemek, ofiste minik masa başı egzersizleri yapmak enerjinizi arttıracaktır.

Ara vermeyi ihmal etmeyin
Kimse dikkatini çok uzun süre koruyamaz. Kendinize minik molalar yaratın. Hatta sıkıcı işlerin ardından kendinize ödül olarak sunacağınız bu küçük molalar motivasyonunuzu arttıracaktır. Biraz ara vermek hem dinlenmek hem de sıkıcı şeylerden uzaklaşmak için gereklidir, unutmayın.

Aynı anda çok fazla işi yapmaya çalışmayın
Her ne kadar bazen üst üste çok fazla iş gelse de aynı aynda birden fazla işi yapmaya çalışmak demek, hiçbir işe tam odaklanamayacağınız için her şeyin daha uzun süreceği anlamına gelir. Bu sizi strese sokacağı gibi başarısız veya yavaş hissetmenize de neden olacaktır.

Övgü ve eleştirilerinizi iletmekten çekinmeyin
Güzel şeyler olduğunda övgülerinizi ve teşekkürlerinizi, yanlış bulduğunuz noktalarda yapıcı eleştirilerinizi iletmekten çekinmeyin. Unutmayın güzel şeyler söylemek size de iyi gelecektir. Veya sizi rahatsız eden bir durum karşısında sessiz kalmadığınızı bilmek kendinize olan saygınızı ayakta tutacaktır.

Negatif insanlarla aranıza mesafe koyun
Her frsatta sizinle başkalarının dedikodusunu yapmaya çalışan, sürekli şikayet ederek enerjinizi düşüren insanlarla aranıza mesafe koyun. Bu insanlar motivasyonunuzu düşürerek mutsuz hissetmenize neden olurlar.

Hayır demeniz gereken zamanlarda hayır demeyi bilin
Kimi zaman yardımsever tavrınız nedeniyle yapmanız gerekenden fazlasını üstleniyor olabilirsiniz. Veya çevrenizdeki insanlar sizi zorlayacak bir şeyler istediğinde onlara hayır demeyi bilin. Böylelikle kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Her iş gününü iyi değerlendirin
İşinizden memnun olmasanız veya yeni bir arayışta olsanız bile iş gününüzü iyi değerlendirin, verimli çalışmaktan vazgeçmeyin. İleride patronunuzun sizin için iyi bir referans olması bir yana günü verimli geçirdiğinizi bilmek mutluluğunuz açısından önemlidir.

Sevdiklerinize zaman ayırın
Tüm enerjinizi işte harcamayın, sevdiklerinize de zaman ayırın. Sadece iş ve ev arasında geçirdiğiniz günler sizi mutlu etek için yeterli değildir. Mesai saatinizden sonra kendinize ve sevdiklerinize vakit ayırın, sevdiğiniz şeyleri yapmaya özen gösterin. Bir sonraki gibi işe giderken kendinizi daha iyi hissettiğinizi fark edeceksiniz.

Kariyer Fırsatları İçin

E-Bültenimize Abone Olun

E-posta adresiniz kaydedilmiştir